|
|

|
MİLLET İŞSİZLİKTEN KIRILIYOR YERLİ SERMAYE DIŞARIYA YATIRIMA DOYMUYOR |
|
|
|
|
Millet işsizlikten kırılırken, Türk sermaye sahipleri 7 yıl içinde Avrupa ülkelerine 11 milyar dolarlık yatırım yaptı
Türkiye'den yurtdışına doğrudan yatırımlar yoluyla sermaye göçü AKP iktidarı döneminde 11 milyar dolara ulaştı. Yerli sermayenin yurtdışındaki yatırımları imalat sanayi ve hizmet sektöründe yoğunlaştı. Açılan yüzlerce işyerinde Hans'lar Ulrike'ler işe girdi.
AKIL ALIR GİBİ DEĞİL
Sadece 2009 yılında yurt dışına göçen sermaye 2 milyar 58 milyon doları buldu. En çok Türk sermayesi çeken ülke 451 milyon dolarla dünyanın en tuzu kuru ülkelerinden Lüksemburg olurken, onu 279 milyon dolarla Hollanda, 225 milyon dolarla İrlanda izledi.
GLOBALİZMİN CİLVESİ
Zaten kabarık olan işsiz sayısının krizle birlikte 4 milyona vurduğu, üniversite mezunu yüzbinlerce gencin utana sıkıla babasından harçlık aldığı Türkiye dururken, Türk sermayedarın gelişmiş ülkelere yatırım yapması 'Globalizmin' cilvesi olarak yorumlanıyor.15.2.2010 Güneş
|
|
|
TARIM BAKANLIĞINDAN TARIMA SON DARBE |
|
|
|
|
Uluslararası Para Fonu (İMF) ve Dünya Bankası (DB) eliyle yürütülen istikrar ve kemer sıkma proğramlarıyla iyice güçten düşen tarımımız; “Tarım Ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı” ile son darbeyi yemek üzere!
Hükümet 31 Aralık 2009 günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı reorganize edecek olan "Tarım ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı"nı Parlamentoya sundu. Avrupa Birliği isteklerini yerine getirme telaşından olsa gerek çok aceleye getirilmiş, yer yer çeviri kokan tasarı; ülke tarımına son darbeyi vuracak özelliktedir.
Bu tasarı yetki ve kavram kargaşası yaratacak bir yasa tasarısı durumundadır. "Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü" ve "Hayvancılık Genel Müdürlüğü" olarak iki müdürlük varken; bitki ve hayvanlarla ilgili pek çok alan "Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü"ne atfedilmiş. Yine Bitkisel ve hayvansal gıdanın kontrol ve denetiminin yanısıra Tarımsal ilaçlar ve bitki-hayvan hareketleri gibi çok farklı ve geniş alan bir araya getirilmiş durumdadır. Bü müdürlük bu yükü nasıl kaldırır? Tasarıyı hazırlayanlar düşünmemiş, bari biz düşünelim!
|
|
Devamını oku...
|
|
EKONOMİK TUSUNAMİ GELİYOR!... |
|
|
|
|
Beklediğimiz gibi Başbakan geçen hafta bağıra çağıra ilan ettiği emekli zam haberini açıkladı. Öylesine alladı pulladı ki sanırsınız maaşlar ikiye katlandı. Tabii beklediğimiz gibi fiyasko. Başbakanın yeni bir şey veriyormuş havası ile söylediği ücret artışı daha önce otomatiğe bağlanan ve her zaman zamların gerisinde kalan yüzde dörtlük maaş artışı. Onu bile kulaktan dolma dinlediği için yanlış söyledi. Bu maaş artışının yarısı şimdi, öteki yarısı da Haziran’da yani iki taksitte ödenecekmiş.
Bu artış, daha önce de yazdığım gibi 2012 yılına kadar görüp göreceğiniz son artış. Geçen gün Türkiye’den bir arkadaşımla konuşuyordum, 600 TL’ye varan doğal gaz faturası nedeniyle evden çıkıp büyüklerinin yanına taşınmışlar. Düşünün aylık 600 TL sadece ısınma. Elektrik, su, yol parası, telefon, toplam 1000 TL. Şimdi bu insanların ev kirası, mutfak masrafı çocuklarının okul masrafını da ekleyin bakalım ortaya ne çıkacak. Ne demişti Erdoğan’ın bakanı; emekliler arasındaki ücret adaletsizliğini düzelteceğiz, en az 300 lira fark alacaklar. Ne oldu o farka...
|
|
Devamını oku...
|
|
ŞİMDİ SIRA İKİNCİ DALGADA MI? |
|
|
|
|
Tam bitti derken ikinci dalga mı?
2009’un son günleri beklenenden hareketli olmaya başladı. Dünya piyasalarında endişeler artıyor.
İlk başta Dubai’nin emlak şirketi 26 milyar dolarlık borcuna erteleme istedi. Bununa birlikte piyasalarda kısa süreli bir tedirginlik yaşandı.
Daha sonra gündeme 250 milyar Euro’yu aşan kamu borçları yüzünden nefes alamayacak hale gelen Yunanistan geldi. Ek borçlanma sınırını gayrı safi yurtiçi hâsılanın %9’una çekmeyi de başaramayan Yunanistan’ın kredi notu reyting ajansları tarafından düşürüldü ve bu AB üyesi kredi riski yüksek ülkeler sınıfına dâhil oldu. Euro bölgesinin kredi notu en düşük ülkesi artık Yunanistan. Euro kullanan bir AB ülkesinin borçlarını ödeyememe tehlikesine sürüklenmesi Yunan bankalarının borsada hızla değer kaybetmesine, Avrupa ortak para biriminin döviz piyasalarında baskı altına girmesine ve Avrupa borsa endekslerinin puan kaybetmesine yol açtı.
DUBAİ, YUNANİSTAN ŞİMDİ İSE İSPANYA
Küresel krizinde suçlu bulanan taraflardan kredi derecelendirme kuruluşları yine yılın son günlerinde gündeme oturdu. Yunanistan’ın kredi notunun indirilmesinin ardından uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), İspanya’nın not görünümünü durağandan negatife çekmesi tedirginliği arttırdı
|
|
Devamını oku...
|
|
2010 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmeye başlandı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasarıyı kamuoyuna açıklarken 'ekonomik krizden çıkış' ve 'küresel ekonomide rekabet gücünü arttıracak bütçe' olarak tanımladı.
Peki, Şimşek'in iddia ettiği gibi 2010 bütçesi sosyal yönü olan, yalnızca belli kesimleri gözetmeyen, aksine memuru, işçiyi, esnafı ve çiftçinin emeğini düşünerek hazırlanan bir özelliğe mi sahip?
Maalesef değil!
Tasarıya baktığımızda, hükümetin zorunlu harcamalarını karşılamak telaşında olduğunu, daralan ekonomide vergi yükünü ve cari harcamaları yerine getirmek amacıyla borçlanmayı artırmayı hedef aldığını görüyoruz.
Oysa 2010 yılı için Türkiye'nin resesyondan çıkmasına yardımcı olacak, büyümeye geçmesini sağlayacak ve sosyal refahın artmasına imkân verecek bir bütçeye ihtiyacı var. Bu yüzden de, resesyondan çıkış bütçesinin, özel sektörü de teşvik etmesi için, saydam ve samimi olması gerekir.
'Sakız al, çiçek al ekonomiye can ver' diyenler şimdi...
|
|
Devamını oku...
|
|
NOBEL EKONOMİ ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU |
|
|
|
|
Elinor Ostrom ve Oliver Williamson kazandı.
Nobel Ekonomi Ödülü'nü ABD'li Elinor Ostrom ve Oliver Williamson aldı.
İsveç Bilimler Akademisi, Ostrom'u, ''özellikle kamu olmak üzere, ekonomi yönetimi analizleri'', Williamson'ı ise ''özellikle şirketin sınırları olmak üzere ekonomi yönetimi analizlerinden'' ötürü ödüle layık gördü.
Indiana Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Ostrom, Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanan ilk kadın oldu.
Williamson, California Üniversitesi'nde görev yapıyor.
İsveç Merkez Bankası (Riksbank), Nobel Ödülü'nün kurucusu Alfred Nobel adına 1968 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'nün verilmesini kararlaştırdı.
Nobel Ekonomi Ödülü'nü ilk olarak 1969 yılında Norveçli ekonomist Ragnar Frisch ve Hollandalı Jan Tinbergen aldı.
Geçen yıl ise Nobel Ekonomi Ödülü, ABD'de Princeton Üniversitesinde ekonomi ve uluslararası ilişkiler bölümünde öğretim üyesi Prof. Paul Krugman'a verildi.
Nobel Ödülü kazananlar, 1896 yılında ölen Alfred Nobel'in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık'ta, İsveç Kralı tarafından 10 milyon İsveç kronu (1,4 milyon dolar), altın madalya ve diploma ile ödüllendirilecek.
|
|
Devamını oku...
|
|
Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Ali Çetin, bankaların bankamatikleri ortak kullanmaya başlaması ile tüketicinin her bir işlem başına ortalama 2 lira ücret ödemek zorunda kalacağını bildirdi. Bu yolla tüketicinin cebinden ''ortak soyun parası'' olarak 2,4 milyar lira para çıkacağını öne süren Çetin, tüketicileri, mecbur kalmadıkça ''ortak soygun noktalarından'' uzak durmaları konusunda uyardı.
Çetin, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Sertaç Özinal'ın, 1 Ekim'de yürürlüğe giren ''ortak ATM'ler'' konusunda sektörün 2 yılda 250 toplantı yaptığını bildirdiğini hatırlatırken, bu konuda tüketicilerin görüşünün alınmamasını eleştirdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
DÜNYA BANKASI VE İMF TOPLANTISI İSTANBUL'DA YAPILACAK |
|
|
|
|
Savarona hazırlandı kuzu tandır fırında
IMF ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantısı için 6 - 7 Ekim’de 6 bini yabancı 13 bin kişi İstanbul’da toplanıyor. Krizi konuşacak olan konuklar Savarona’yla Boğaz’ı gezecek ve Türk yemeklerini tadacak
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın İstanbul’da yapılacak yıllık toplantısı için geri sayım başladı. Türkiye, dünyanın en önemli ekonomik toplantılarından birisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 186 ülkeden 13 bin civarında katılımcı, küresel krizden çıkmanın yollarını İstanbul’da tartışacak. 6 - 7 Ekim’de İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan zirveyi 400’ü yabancı yaklaşık 1.500 basın mensubu takip edecek. Küresel piyasaların bir daha kriz yaşamaması için yapılacak düzenlenmelerin de görüşüleceği zirve, tüm dünyanın ilgi odağında yer alacak. Dün hazırlık toplantılarıyla başlayan zirvenin en önemli bölümü, 6 - 7 Ekim’deki Genel Kurul ve kapanış oturumu olacak. 6 bini yabancı olmak üzere toplam 13 bin civarında kişinin katılacağı zirvede, IMF ve Dünya Bankası yetkililerinin yanı sıra kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve özel sektör temsilcileri de önemli toplantılar yapacak.
|
|
Devamını oku...
|
|
Eski Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan, krizin yeniden fakat daha farklı şekilde olacağını söyledi. BBC’ye konuşan Greenspan, krizin yeniden fakat daha farklı şekilde olacağını, kırılmanın, uzun bolluk dönemlerine tepki olarak geleceğini tahmin ettiğini söyledi.
“Mali krizlerin hepsi farklıdır, fakat hepsinin temel bir kaynağı vardır” diyen Greenspan, uzun süreli refah dönemleri söz konusu olduğunda insanoğlunun değiştirilemez doğası gereği bu durumun süreceğine inandığını, bunun insanın doğasında var olduğunu vurguladı. Greenspan, “Bu insan doğası, insan doğasını değiştirmenin yolu bulunamadığı sürece biz daha çok krize tanıklık edeceğiz. Bu krizlerin çıkış nedenlerinin insan doğası hariç hiçbir ortak yanı olmadığı için hiçbiri birbirine benzemeyecek” dedi. Mevcut krizin batık kredi tarihleri olan kişilere yüksek riskli tutsat (mortgage) verilmesiyle harekete geçtiğini, ancak herhangi bir faktörün katalizör olabileceğini ifade eden Greenspan, küresel mali kuruluşların belli belirsiz görünen krizi görmeleri gerektiğini belirtti.
Mevcut durgunluk ve dünya ticaretindeki çöküşten İngiltere ekonomisinin, ABD’den daha fazla etkileneceğine dikkati çeken Greenspan, İngiltere’nin krizden çıkmasının uzun bir zaman alacağını söyledi.
|
|
Devamını oku...
|
|
-Vergi gelirleri, beklenenin % 20 altında gerçekleşiyor. Kaçınılmaz olarak vergiler arttırılacak; vatandaşa devletin sattığı veya satışından pay aldığı petrol gibi ürünlerin fiyatı yükselecek.
- Bütçe açığı, yılsonunda olması gerekenin şimdiden % 100 üzerinde gerçekleşti. Bu durumda, IMF ile bir anlaşma imzalanamazsa, Türkiye’nin ülke notu düşürülecek.
- Bütçedeki “faiz dışı fazla” rakamı, olması gerekenin 10 katı altında. Bu rakam, bütçe açığının giderek artacağını gösteriyor. Sonuçta, ülkemizin risk primi yükselecek ve gerek Hazine, gerekse özel sektör daha pahalı dış borç bulabilecek.
|
|
Devamını oku...
|
|
Fındıkta yılların sorununa neşter vuruldu
Türkiye, yıllardır hem bütçe kaynaklarının israf edilmesine hem de doğal kaynakların verimsiz kullanılmasına neden olan fındık politikasını nihayet
değiştiriyor. Halen Türkiye’nin 39 ilinde sürdürülen fındık üretimi 13 ile indiriliyor. Bu illerde sadece eğimi 6 derecenin üzerinde olan ve 750 metreden
daha alçak olan bölgelerde fındık üretimine izin verilecek. Böylece dün HT
Ekonomi’de yazdığı gibi 642 bin hektarda yapılan fındık üretimi 406 bin hektara indirilecek. Fındık ekim alanları yaklaşık yüzde 38 azaltılacak.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |
|
|